FRANK · BLOG
Ürün
Ece · Ürün · 1 Nisan 2026 · 3 dk okuma

Frank'ı neden yaptık

6 yıldır denediğimiz uygulamalar neden bizim için değildi, ve sonunda neden kendimiz yapmaya karar verdik.

Bir akşam, Ocak 2020 civarı olmalı. Ozan'la yeni evliydik. Mutfakta çay içiyorduk, laptop açıktı. "Bu ay ne kadar harcadık?" dedim. Ozan güldü: "Hangi banka? Hangi kart?"

Dört banka hesabımız vardı. Üç ortak, bir benim. Kart sayısını saydım: yedi. Her biri ayrı uygulama, ayrı şifre, ayrı ekstre. Dolar hesabı bir yerde, evdeki altın bir yerde. Bir tablo açtık Excel'de. Yarım saat sonra yorulduk. İki hafta sonra tablo unutuldu.

Bu hikaye 6 yıl sürdü.

Ne aradığımızı biliyorduk

Her ikimiz de mesleğimiz gereği rakamlarla iç içeyiz. Ben hukukçuyum — sözleşmelerde, mali tablolarda, mirası paylaştırırken sayılarla konuşuyorum. Ozan kurumsal dünyada üst düzey yönetici — şirket P&L'leri, stratejik bütçeler, binlerce kişiye bordro ödemesi. Başkalarının parasını hesaplamak iş tanımımız.

Ama iş kendi hanemize gelince, her şey dağınıktı. Kim ne aldı? Kredi kartı ne zaman kapanıyor? Taksitlerin üstüne bir taksit daha mı bindi? Dolar kuru arttı da kayba geçtik mi? Bilmiyorduk.

Ne denedik

Yerli uygulamalar: İki tane öne çıkan vardı. Biri 2016'da güncellenmişti — arayüz nostaljiydi, taksit mantığını anlıyordu ama grafikler tek tipti, AI yoktu, ekstre analizi yoktu. Diğeri fatura takibi için tasarlanmıştı — küçük esnaf için güzeldi, ev için fazla kalabalıktı.

Uluslararası uygulamalar: Felsefe olarak doğru olanları üç ay kullandık — "her lirayı bir işe atayın" mantığı güzeldi, ama zarf bütçeleri her hafta bir saat alıyordu. Disiplinliyse işe yarıyor; bir hafta kaçırırsan geri dönmek korkutucu. Arayüzü güzel olanlar da vardı — ama Türk bankası bağlanmıyordu, TL gösterimi yoktu, taksit kavramı yoktu.

6 yıl boyunca sürekli şu cümleyi kurduk: "Bu uygulama iyiymiş ama..." Her "ama"nın sonunda aynı şey vardı: Türkiye değil, biz değil, hayatımız değil.

Sorun "yerli yok" değildi

Sorun daha derindi: mevcut uygulamaların hiçbiri bizim gibi insanlar için yapılmamıştı.

Bizim gibi insanlar: Dört banka, yedi kart, yurt dışı hesap, evde altın, taksitli telefon, aile yardımına giden nakit. Verileri bir araya getirmek bile bir proje. Anlamlandırmak ayrı bir proje.

Yabancı uygulamalar Amerika'lı ya da Avrupa'lı bir kullanıcıyı hayal ediyor: Tek banka hesabı, kredi kartı yok ya da bir tane, taksit yok, altın yok, USD/EUR çevirmek yok. Onların kullanıcısı bizim değil.

Yerli uygulamalar — en son güncellenmeleri üzerinden yedi-sekiz yıl geçen arayüzler. AI yok, akıl yok. Liste var, grafik var, ama sana bir şey söylemiyorlar.

Bir süre sonra kabullendik

Bir öğle yemeğinde — galiba 2025 başı — Ozan "şunu kendimiz yapalım" dedi. Gülmüştüm. Sonra ciddileştim.

İki hafta sürdü fikri oturtmak. Üç ay sürdü ilk sürümü yazmak. Önce kendimiz için. Sonra fark ettik ki bizim gibi onlarca, yüzlerce, belki binlerce insan var. Aynı hikaye. Aynı dağınıklık. Aynı çözümsüzlük.

Frank böyle çıktı.

Peki Frank ne değil?

  • Bir banka değil. Para tutmuyoruz, transfer yapmıyoruz. Sadece gösteriyoruz.
  • Bir yatırım danışmanı değil. Mehmet Amca sana hangi hisseyi al demez. Sadece harcamanı anlamana yardım eder.
  • Bir bütçe disiplini aracı değil. Sana zarf açtırmıyoruz. Girmek istiyorsan gir; girmezsen de Frank halletmeye çalışır.
  • Ücretsiz değil. Sağlıklı bir ürün sürdürülebilir olmalı. 1 ay ücretsiz deneme verdik; beğenen kalır.

Nereye gidiyor?

İlk yılın hedefi: Türkiye'nin her şehrinden kullanıcımız olsun, feedback alalım, küçük şeylerden büyük şeylere kadar iyileştirelim. Daha fazla banka desteği, daha akıllı Mehmet Amca, haneler arası ortak hesaplar...

Ama önceliğimiz yeni özellik değil. Var olanı daha iyi kılmak. Her sabah Frank'ı açtığında "tamam, hayatım toparlanmış" demen.

6 yıl sürdü burayı bulmamız. Umarım sen bu yolu daha kısa yürürsün.

— 🌸 Ece

🌸 Ece — Kurucu ortak. Hukukçu. Frank'ı Ozan ile birlikte yazıyor, daha çok ürün yönünü denetliyor.